Milyonluk Yatırımınız Bir Anda Yanıp Kül Olabilir!
Her geçen gün bir işletmenin yandığı haberi ile uyanır olduk. İnsan hatası, elektrik kaynaklı yangınlar, dikkatsizlik vb. durumlar ve alınmayan önlemler yüzünden milyonluk yatırımlar bir çırpıda yanıp kül oluyor. Yeri geliyor bir adet yangın tüpünün bulunmaması, bazen uyarı sisteminin kurulu olmaması, bazen ise otomatik yangın söndürme sisteminin eksikliği nedeniyle yangının yayılmadan önlenmesi mümkün olmuyor.
İşletme sahiplerinin yapmış olduğu en büyük yanlışlardan biri de yangını önleme veya yangın esnasında kullanılacak ekipmanların alınmamasıdır. Küçük hesaplar, büyük hayallerin yanıp kül olmasına sebep oluyor. Bu yüzden birçok kez söylediğimiz gibi yangın algılama sistemlerinin önemi büyüktür; yangın tüplerinin ve yangın dolaplarının kullanılır durumda olup olmadığının kontrolü yüksek önceliklidir.
Sadece ekipmanları satın almak ve bir köşeye bırakmak da ne yazık ki yeterli bir çözüm sunmuyor. Bu ekipmanların periyodik bakımlarının aksatılmadan yapılması hayati bir değer taşıyor. Üzeri tozlanmış, basıncı düşmüş bir yangın tüpü veya vanası paslanmış bir yangın dolabı, ihtiyaç anında hiçbir işe yaramayacaktır. Acil durumlarda saniyelerin bile ne kadar kritik olduğunu düşündüğümüzde, çalışmayan bir sistemin varlığı işletmelere sadece sahte bir güven hissi verir. Düzenli kontroller, bu sahte güveni ortadan kaldırarak gerçek bir koruma kalkanı oluşturur.
Öte yandan, fiziksel donanımların tam ve eksiksiz olmasının yanı sıra, insan faktörünü de asla göz ardı etmemeliyiz. İşletme personelinin olası bir yangın durumunda nasıl hareket edeceğini bilmesi, en az o yangın söndürme cihazlarının varlığı kadar önemlidir. Eğitimli bir personel, başlangıç aşamasındaki küçük bir alevi saniyeler içinde kontrol altına alarak devasa bir felaketi önleyebilir. Bu sebeple iş yerlerinde düzenli olarak yangın tatbikatları yapılmalı, acil çıkış yönlendirmeleri sürekli görünür ve erişilebilir tutulmalı, tahliye planları tüm çalışanlar tarafından tam anlamıyla bilinmelidir. Panik anında ne yapacağını bilemeyen insanların kaçış yollarını tıkaması veya yanlış müdahalelerde bulunması, yangının kendisi kadar büyük can kayıplarına ve yaralanmalara yol açabilmektedir.
Maddi boyutunu değerlendirdiğimizde ise işletme sahiplerinin yangın güvenliği tedbirlerine ayırdıkları bütçeyi bir “masraf” değil, tam aksine işin sürekliliği için hayati bir “yatırım” olarak görmeleri şarttır. Sigorta poliçeleri zararın bir kısmını veya tamamını karşılasa bile, yanan bir tesisin yeniden inşa edilmesi, kaybedilen müşteri güveninin geri kazanılması ve pazar payının yeniden elde edilmesi aylar, hatta yıllar sürebilir. Bazı işletmeler, yaşanan büyük çaplı bir yangın felaketinin ardından ne yazık ki bir daha kapılarını açamamaktadır. Üstelik bu işin bir de manevi ve hukuki boyutu vardır; tek bir çalışanın burnunun kanaması, hiçbir sigorta poliçesiyle telafi edilemeyecek kadar ağır bir vicdani yüktür.
Günümüz teknolojisi, yangın tehlikesine karşı oldukça gelişmiş ve akıllı çözümler sunuyor. Erken uyarı sağlayan duman ve ısı dedektörleri, riskli bölgelere anında müdahale eden otomatik yağmurlama (sprinkler) sistemleri, özellikle elektrik panoları ve sunucu odaları gibi suyun zarar verebileceği alanlar için tasarlanmış gazlı söndürme sistemleri hayat kurtarıyor. Tüm bu teknolojik imkanlar elimizin altındayken, basit tedbirsizlikler yüzünden emeklerin yok olmasına seyirci kalamayız. Yasal mevzuatların ve standartların zorunlu kıldığı önlemleri sadece denetimlerden geçmek için değil, kendi geleceğimizi, çalışanlarımızın can güvenliğini ve yılların birikimini korumak adına eksiksiz bir şekilde yerine getirmeliyiz.
Sonuç olarak, yangın “bize bir şey olmaz” mantığıyla geçiştirilebilecek bir konu değildir. Her an, her yerde başımıza gelebilecek bu felakete karşı proaktif olmak zorundayız. Ateşin düştüğü yeri yakmasına, hayallerimizi ve emeklerimizi kül etmesine izin vermemek kendi elimizde. İşletmelerimizdeki yangın güvenliği eksikliklerini bugünden tezi yok gözden geçirmeli, eksikleri tamamlamalı ve güvenli bir çalışma ortamı inşa etmek için üzerimize düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirmeliyiz. Unutmayalım; tedbir, tedaviden her zaman daha ucuz ve daha hayat kurtarıcıdır.
Bir yanıt yazın